Televizyonda Nobel Konuşması |
|
"İnsanlık
büyük bir aile, biz de bu aile'de kendimize düşen şerefli
mevkii almak zorundayız. Yalnız bu ailede de Kabiller ve
Habiller var. Asırlardan beri |
![]() |
Avrupa'nın bizi anlaması, Avrupa'nın
bizi gerçek değerlerimizle takdir etmesi düşünülebilir mi? Şimdilik
Nobel'in bize, armağanı birbirimizi tahrip için kullandığımız
dinamit lokumlarından ibaret. Acaba istikbalde mağrur Avrupa,
bizi de kendi ailesinin öz evladı telakki edecek mi? Mükafatlar
konusunda bendeniz son derece şüpheliyim. Hakikatte armağanlar
cılız kabiliyetleri, ölüme mahkum kabiliyetleri, yaşatmaya
mecbur birer yardımcıdırlar. Yani birer koltuk değnekleridirler. Şimdiye
kadar hiçbir "deha" armağanlar sayesinde insanlığa kendini
kabul ettirmemiştir. "Deha" herşeyden evvel uzun bir sabırdır,
mücadeledir, kavgadır, fetihtir...Kaldı ki Nobel'in edebiyat
mükafatı, kendi aile fertlerine ihsandan ibarettir. Gerçi arada
bir uzak iklimlere kadar ihsanlarını rageyan etmek cömertliğini
gösterir. Fakat kendi anlayacağı, kendi dünyasını güzelleştiren,
kendi manevi ikliminde yetişen insanlar nail olabilir bu mükafatlara.. |
|
Bir
kelimeyle şairlerimiz Nobel'den mükafat alamazlar. Çünkü, şiir
tercüme edilmez, millidir ve anlaşılmaz. Edebiyatın
diğer kolları ise, henüz ülkemizde yeni yeni varlıklarını sürdürmektedirler..
Bu itibarla o sahalarda Avrupa'nın emellerini okşayan, Avrupa'ya
kendini güzel gösteren ve günahlarını unutmasına yarayan
büyük eserlerimiz yok. Eğer şiir tercüme edilebilseydi Nobel'i
bir Fikret'in alabileceğini, bir Nâzım'ın alabileceğini
düşünürdüm. Eğer roman milli ve edebi bir mahsul olmasaydı,
pekala Kemal Tahir aklıma gelirdi...Fakat bugün; evvela gerçek
olarak Avrupa huzuruna çıkaracak edebiyat nevîlerimiz yok. Nobel
belli bir kültürdür. Sonra Nobel, mükafatlarını kader gibi
rastgele dağıtmaktadır. Mesela bir Senkiyeviç. Senkiyeviç'in "Kovadis"i
sadece Avrupa'ya kendisine çok süslü, çok muhteşem bir tasvirini
sunduğu için mükafata layık görülmüştür..."Kovadis"i 1983 TRT1 / Cemil Meriç |
|