Simdi, Saint-Simon'un biyografisini vermemiz faydalı olabilir. Önemli
bir soydan gelen Saint-Simon 1760'da Paris'te doğar. Aldığı ihtilalci
eğitim ile genç yaşta dini inancını yitirir. Buna
rağmen babası onu manastıra kapatır. Çok geçmeden
on yedisinde teğmen olur. 19 yaşında yüzbaşılığa
yükselir. Amerika'da dört yıl asker olarak bulunur. Mühendislik
okuluna kapak atar, fizikten fizyolojiye kadar bir çok bilimi okur. Bu
bilimler daha sonra kendi sosyal teorilerini geliştirmesine basamak
teşkil edecektir. Fırtınalı Fransa'ya yakışır
bir dalgalı hayat sürmüş ve buna karşılık bir
fikri değişim yaşamıştır: liberal, ilimci,
barışçı, sosyalist, yeni-Hıristiyan
Bir çok kez
yokluk ile mücadele etmek zorunda kalmış olan Saint-Simon,
eserlerine karşı gösterilen ilgisizlikden dolayı hayatının
sonuna doğru ümitsizliğe düşer ve birgün, kafasına
tabancayı sıkar. Ölmez, sağ gözünü kaybeder. Bir çok dergi,
kitap yayınlamış ve devrim sonrası Fransa'sında
fikirlerinden yargılanmış olan Saint-Simon, 1825'de 65
yaşında ölür.
Sosyalist selefleriyle alay eden Dühring, Fourier'in "fou"(deli) Saint-Simon'un
ise "Saint"(veli) olduğunu söyler. Meriç bu tespiti olumlayarak yerine oturtur: "Saint-Simon
gerçekten de 'saint'di: Bütün veliler gibi tanınmadan yaşadı,
küçümsendi ve ölünce ışık oldu."(s.36)
Saint-Simon, İlk Sosyolog, İlk Sosyalist
Eser, Mahmut Ali Meriç'in hazırladığı bir giriş yazısıyla
başlar. Bu bölüm, hem kitabın genel bir özet ve değerlendirilmesinin
sunulması, hem de bir çok çağdaş Sosyolog ve Cemil Meriç'in eserlerinden
yapılan alıntılar ile genel baglamın sunulması açısından
kitabı besleyicidir. Ayrıca; Mahmut Ali Meriç, kitaptaki alıntıların
kaynaklarını saptamış ve zaman zaman dipnotlar ile metinlerin
arka planını sunmayı amaçlamıştır.
Cemil Meriç, bu eserini yazarken çağdaşı bir çok düşünürden
istifade eder. Örneğin, kitabına isim olacak Saint-Simon'u 'ilk sosyolog,
ilk sosyalist' olarak nitelendirirken, Durkheim'ı izler. 'Çağdaş sosyolog'
Gurvitch, 'çağdaş bir Fransız Marksist' Garaudy, 'sosyal düşünceler
tarihçisi' Maxime Leroy kitabın sayfaları arasında fikirleriyle
sık sık karşılaşacağınız düşünürlerden
bir kaçı.
Eser, dört bölüm şeklinde sunulmuştur: Hayatı, İlk Sosyalist, Şakirtler
ve İlk Sosyolog. Bu bölümlerin kısa bir özetini sunmanın eser
hakkında okuyucuya iyi bir fikir vereceğini düşünüyorum.
İlk Sosyalist
Emek kavramını yücelten Saint-Simon'a göre toplum çalışanlar
ve aylaklar olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Böylece, tembellik
bir asillik unsuru değil aksine küçümsenecek bir olgudur. Adam Smith ve
bütün liberaller tüketiciyi dikkate alır; oysa, Saint-Simon için esas olan üretimdir;
herkes harcadığı emeğe göre karşılık alacaktır.
Saint-Simon, özel mülkiyetin çoğunluğun faydasına yeniden bölüştürülmesini
istemektedir ve böylece iktisat için yeni bir görev biçer: 'fakirleri göz önüne
alarak toplumu yeni baştan düzenlemek.' (s.74) Bu bölümü okudukça, Saint-Simon'un
nasıl liberalizmden yavaş yavaş koptuğunu ve sosyalizmi geliştirdiğini
göreceksiniz.
Şakirtler: Comte, Saint-Simoncular, Marx
Cemil Meriç, genç Comte'un üstadı Saint-Simon'a karşı "hiçbir
borcum yok" iddiasına karşı oldukça acımasızdır: "Eflatun
vefasız şakirdi Aristo'yu, anasının memelerini kuruttuktan
sonra, ona tekmeler savuran bir taya benzetir. Benzetiş, Aristo'dan çok
Auguste Comte için doğru. Comte, düşünce tarihinde Ödip kompleksinin
en şaheser örneği." (s.87) Meriç'e göre Comte, ihtiyar filozofu belli
noktalarda geçecek kadar zeki bir şakirttir ama, nihayetinde şakirtdir: "Yani
veren değil, alan." (s.82) İkisi de aynı hedefe yönelmişlerdi,
yani ilmi metodu sosyal hayata uygulamak.
Fransız demir yolları, Süveyş kanalı ve Panama kanalı gibi
büyük teşebbüslerin arkasında bir avuç mühendis, tarihçi, ahlakçı,
idareci vardır: Saint-Simoncular. Hayatının son yıllarında
fil dişi kulesine çekilmek yerine şakirt yetiştiren Saint-Simon'un ölüm
döşeğindeki son sözleri, azizleri andıran, 'birbirinizi seviniz'
olmuştur. Saint-Simon'un son eseri olan Yeni-Hıristiyanlık, ölümünden
sonra şakirtleri arasında yeni bir din gibi algılanır. Meriç'in
burada uzunca ele aldığı önemli bir soru şudur: Saint-Simon'un
gönülle kafayı kaynaştırmaya çalışan düşüncesi
nasıl ve niçin kadına yönelir ve 'kahkahalar arasında kaybolan
yarı şehevi, yarı mistik bir komedi' olup çıkar?
Meriç' göre Saint-Simon'un gerçek şakirdi, sanılanın aksine, Comte
degil Marx'tır. Her ikisinin doktrini de tarihle iktisada dayanır,
'ikisi de üretimi artırmak için toplumu ekonomik planda yeniden düzenlemek
ister.' İki filozofu birleştiren bir çok nokta vardır: Birinin "sosyal
fizyoloji" dediğine öteki "sosyal praksis'in tetkiki" der. Yabancılaşma,
sosyal gerçeğin kollektif üretim olması, devlet ve ekonomik toplum
arasındaki münasebette ekonomiye verilen öncülüktür
İki filozof arasındaki
belli başlı ayrılıklara gelince; biri hümanist bir panteizme
yönelir, öteki çatışmaya. Birinde diyalektik yoktur, diğerinde
vardır. Bütün bunlara rağmen Gurvitch'e göre, Saint-Simon olmasa, bugünkü Marx'tan
söz edilemeyeceği gibi, Proudhon'un düşüncesi bugünkü biçiminden çok
farklı olurdu. Meriç bu bölümde Saint-Simon'un 'ilmi Sosyalizm'in kuruluşundaki
rolünü ele almıştır.
Burada Meriç'in dikkat çektiği bir noktaya değinmekte fayda mülahaza
ediyorum. Saint-Simon'un yazılarındaki dağınıklık
ve sistematikten yoksun oluşu, onun anlaşılmasında önemli
bir engel olduğu gibi, eserlerinden yapılan değişik seçmeler,
düşünce dünyasında değişik Saint-Simon'lara ve dolayısıyla
farklı şakirtlere kapı aralamıştır.
İlk Sosyolog
Saint-Simon, sosyal gerçeği inceleyen bilime 'insan ilmi', 'sosyal fizyoloji',
'hürriyet ilmi' der; Comte bu gerçeğe 'Sosyoloji' adını daha sonra
verecektir. Toplumun gidişatının iki kaynağı vardır;
biri alışkanlıklar öteki yenilik özlemi. Saint-Simon'a göre Sosyoloji
ilmi hareket halindeki toplumu inceler. Sosyal determinizmler ile insan hürriyeti
arasındaki etkileşim Sosyoloji`nin konusudur. Bu bölümde, Saint-Simon
Sosyolojisinin genel hatları ve eleştirisi sunulur. Sınıflar,
Saint-Simoncu panteizm ve iyimserlik, tarih, bilgi sosyolojisi, devlet ve iktisadi
hayat, ahlak bu bölümde ele alınan konulardan bazılarıdır.
Sonuç Yerine:
Devrim sonrası Fransa'sında yaşamış Saint-Simon ile
devrimler sonrası yaşamış Meriç'in birlikte kendi toplumlarının
dertlerine derman olabilecek düşünceye uzanışları olarak
da okunabilir bu eser: yirminci ve on dokuzuncu yüzyıl düşüncelerinin
temellerine yapılan bir seyahat
Üstad Meriç'in bu eseri, hacimce küçük
fakat içerik yönünden okuyucuyu zorlayacak derecede zengin ve yoğun bir
incelemedir. Buna ilaveten eser, konuların dizilişi ve alt başlıklardan
tutun da tespitlerin net bir şekilde ortaya konulmasına, oradan düşüncelerin
gerekçelendirilmesine kadar örnek bir akademik çalışma hüviyeti taşımaktadır.
Sığlığı bırakıp, günümüzdeki görüngülerin
altında yatan derin düşüncelere dalmak isteyen okuyucuyu beklemektedir
eser
|