Ana Sayfa
Kimdir
Eserleri

Fildişi Kule

Albüm


Blog
Forum
İrtibat
Künye


Fildişi Kule


 

Dücane Cündioğlu

Meslekdaşım Cemil Meriç (I)

Paris'in fevkalâde soğuk geçen 2005-2006 kışında kapanıp kaldığım 15-20 m2'lik küçük stüdyoda, şayet oda arkadaşımın kütüphanesinde bulabildiğim birkaç Fransız romanıyla ısınmak durumunda kalmasaydım, BİR MABED BEKÇİSİ: CEMİL MERİÇ adlı kitap, hiç kuşkusuz yazılmış olmayacaktı.

Mart 2006'da İstanbul'a döndüğümde, bilhassa Balzac'a ait ne kadar roman varsa teker teker kitapçılardan toplayıp peşisıra okumaya başlamıştım ki Balzac mütehassısı bir dostum, hemen şu ihtarda bulundu:

- “Balzac okuyacaksan, bari Cemil Meriç'in tercümelerinden oku!”

Dostumun, tavsiyesinin zorunlu bedeli olarak istifademe sunduğu tercümeleri kısa zamanda okumuş ve hiç beklemediğim bir süprizle karşılaşmıştım: dipnotlar...

Çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir dil ve çeviri sorunlarıyla yakından ilgilenmiş, sayısız çeviri eleştirisi yazmış bir “dil sevdalısı”, -söylemekten niçin utanayım- bir “dil delisi” olarak, meslekdaşım genç Meriç'in âdeta kutsal bir metni çevirircesine gösterdiği o muazzam titizlik ve dikkat karşısında büyülenmiş, takdir hislerimi nasıl ifade edeceğimi bilemez hâle gelmiştim: birkaç-sayfada-bir okurunu selâmlayan perestişkârâne açıklamalar... genç mütercimin kendi yetersizliğini ifşa sadedinde yaptığı sevimli ve samimi itiraflar... ve Fransızca tabirleri kılı kırk yararak Türkçeleştirme azminin yol açtığı sözde başarısızlıkların mahcubiyetiyle düşülmüş onlarca dipnot...

Önce Balzac, sonra Hugo çevirileri...

Kısacası, ilginç bir tesadüfler zincirinin sonunda Mütercim Cemil Meriç'i keşfetmiştim; sadece bendenizin değil, Türkiye'nin de meçhulü kalmış bir Cemil Meriç'ti bu. Çünkü şimdiye değin, bu çeviri ustasının tercümelerini ele alan, inceleyen bir tek makalecik bile yazılmamıştı. Nisan 2006'da Kültür Bakanlığı'nca yayımlanan “Cemil Meriç” kitabı (daha doğrusu: albümü), sözkonusu ilgi ve bilgi fukaralığının en yetkin belgelerinden birini temsil etmek iddiasıyla okurun huzuruna çıkınca, esasen üzerime vazife olmasa da Mütercim Cemil Meriç'e, Meriç okurları kadar Türkçe sevdalılarının da dikkatini çekmenin yararlı olacağını düşündüm. Ne var ki niyetimi gerçekleştirmeden önce, pek tabii ki kendisinin o yıllarda kaleme almış olduğunu bildiğim çeviri eleştirilerine de âcilen göz atmam gerekiyordu.

Uzun ve yorucu yolculuk, gerçekte, bu adımla birlikte başlamış oldu. Meğer göz atılması gereken ne çok şey varmış! Taramaların alanı genişledikçe, kenardan köşeden günyüzü görmemiş yazılar, eleştiriler, eleştirilere verilmiş cevaplar çıkmaya başladı.

Bu sefer Meriç'in yine hiç bilmediğim bir tarafını keşfetmiştim: Münekkid Cemil Meriç. Lütfen müsaade ediniz de bir kez daha keyfini çıkarayım: sadece bendenizin değil, Türkiye'nin de meçhulü kalmış bir Cemil Meriç'ti bu. Çünkü Meriç'in kimleri ve niçin eleştirdiği, nasıl eleştirdiği, bu eleştirilerin o yıllarda ve eleştiriye maruz kalanlarca nasıl karşılandığı hakkında bir tek, evet bir tek makalecik bile yayımlanmış değildi. Hâsılı, eldeki malzemeyi dikkatle gözden geçirince hemen hiç şüphem kalmadı: Cemil Meriç benim meslekdaşımdı.

Mütercim Cemil Meriç'ten sonra, şimdi de Münekkid Cemil Meriç... Tam anlamıyla bir cangılın ortasına düşmüştüm. Ve çaresiz, ne yapıp edip işin sonunu getirmek zorundaydım. “Şu makaleyi de görelim, şu derginin veya gazetenin filan sayılarını da tarayalım” derken, kısa zamanda 40'a yakın dergi ve gazeteden toplanmış yüzlerce makaleden müteşekkil koca bir kolleksiyon piramidi yükseliverdi masamın üzerinde...

Meriç'in matbu telif ve tercümelerine ulaşmak da başka bir sorun olarak karşımda duruyordu; zira birer derleme olmaları sebebiyle eklemelere, çıkarmalara maruz kalmış bu kitapların ilk, daha doğrusu tüm baskılarını bulmak, tek tek hepsini karşılaştırmak, hangi yazının daha önce nerede neşredildiğini ve daha sonra hangi baskıya dahil edilip hangi baskıdan çıkarıldığını sabırla ve titizlikle tesbit etmek lâzım geliyordu. Sağolsunlar, sadık dostlarım ve vefakâr talebelerim, her zaman olduğu gibi yine imdadıma yetiştiler ve onların biraz da kerhen (!) verdikleri destek sayesinde bir-iki ay içerisinde bütün baskıları biraraya getirmeyi başarabildim.

Bu arada yayım tarihi itibariyle tüm makalelerini derleyip sıralamış olduğum devâsa Cemil Meriç Haritası da birkaç eksiğiyle tamamlanmış gibi görünüyordu.

Eee sonra?

Elbette sonrası da var!

Fildişi kule, dâvâsız sanat meczuplarını barındıran miskinler tekkesi.

Fildişi Kule

Makaleler, Denemeler, Tenkidler

Röportajlar

Kitaplar

Tez Çalışmaları

Sitemize Üye Olun


Üye olmak istiyorum

Üyeliğimden ayrılmak istiyorum

Destek Siteler

Haber7

Antiemperyalizm

Fildişi Kule

Rabia

Berzah

 
  Copyright by Bu Ülkenin Çocukları | GOWEBCounter by INLINE . Ziyaretçimizsiniz | |