|
Cemil
Meriç'e dair belgeler (I)
Bugün "Cemil Meriç" dendiğinde akla gelen,
70'li, 80'li yılların Meriç'idir; 60'lı yılların Meriç'i henüz
keşfedilmeyi bekliyor. 40'lı ve 50'li yılların Cemil Meriç'inden
hakkıyla haber veren bir kaynağı, evet, bir tek kaynağı bugün
değil tesbit, tahayyül bile mümkün değildir ne yazık ki.
Neden?
Çünkü Meriç, hâlâ çocukça
ilgiler tarafından tüketilmektedir de ondan. Tercüme ve tenkid
edebiyatımıza katkıları açısından nisyana terkedilen Meriç'i,
meçhulün karanlıklarından çıkarmak için bugün elimizde bir
"Cemil Meriç Haritası" bulunsaydı ne iyi olurdu, ama yok!
Bu fakîr de "yoksa
yok olalım" demektense, bu muhayyel haritaya katkıda bulunmak
amacıyla bir iki belgeyi okurlarının dikkatine sunmayı bir
vazife telâkki etti.
Cemil Meriç'in kendisi
bile Balzac'tan çevirdiği "Altın Gözlü Kız" romanı hakkında
ilk yazıyı Refik Halid Karay'ın yazdığını zannediyordu. Oysa
bu zann tamamen yanlıştı. Çünkü aşağıda, bu kitap hakkında
yazılan, "Mansur Tekin" imzalı ilk makaleyi okuyacaksınız:
- "Yeni bir Balzac
tercümesi karşısındayız. Vak'anın sadeliği, şahısların azlığı
ve hâdiselerin yalnız bir mihver etrafında dönmesi itibariyle
bu esere 'roman' değil, "büyük bir hikâye" denebilir. Bibliyoğrafya
mecmuasında tercüme tenkidlerini okuduğumuz Cemil Meriç, kendisi
de bir tercüme vermek suretiyle tenkidin kolay, bizzat başarmanın
güç olduğu iddiasına cevap vermiş oluyor.
184 sahifelik eserin
76 sahifesi Balzac hakkındaki malûmata tahsis edilmiştir.
Şimdiye kadar Balzac'a dair en fazla tafsilât bu eserde verilmiştir.
Mütercim bu malûmatı muhtelif mehazlardan toplamışsa da heyet-i
umumiyesi, iyi bir terkip vücuda gelmesi için kâfi zaman bulunamadığı
intibaını veriyor. Daha ziyade başvurduğu eserlerin planına
uyarak verilen bu malûmatın eklenti yerleri kendini belli
etmektedir. Cemil Meriç'in dimağında ve kaleminde bütün bu
bilgiler birbirine kaynaşmış bir yekpârelik kazansaydı çok
zevkli olurdu.
Umumiyetle sosyal meselelerle
alâkadar olan mütefekkirler Balzac'ı tetebbûya şâyan bulurlar.
Filvâki Balzac'ta devrinin bütün hâkim ihtiraslarını bulmak
mümkündür: Şöhret ve para hırsı yüzünden insanların katlandıkları
mihnetler, hayatta kadınların oynadıkları rol, hasislikler,
tamâlar, aile hayatı içinde bu haricî âmillerin tesirleri
uzun uzadıya tahlil ediliyor. 19'uncu asrın başından ortasına
kadar Fransız içtimaî hayatını tanımak için, Balzac, sosyologlara
zengin materyal vermektedir. Mütercimin de Balzac'a olan büyük
sevgisi bundan doğmuş olsa gerektir. Fakat işte Balzac'ın
kıymeti, fikrimizce bu kadardır; yani zengin bir malzeme deposu
olmasındadır. Zira Balzac, bu hâkim ihtirasların yaptığı tahribatı
tasvir etmekle beraber bunlardan bir netice çıkarmaz. Âdeta
insanlığın ezelî ve ebedî mukadderatını bu yolda görür. "Ne
yapalım, böyle yaratılmışız, çaresiz bunlara katlanacağız"
demek ister gibi bir tavrı vardır. İnsanlık için bu ihtiraslardan,
bu bayağılıklardan kurtulmayı temin edecek bir devri, Balzac
ne düşünmüş, ne de telkine çalışmıştır. Bu itibarla Balzac'ı
okuyan ve dünya meseleleri hakkında muayyen bir görüşü olmayan
bir adamın dimağında, içinde çırpındığımız bayağılıkların
insan fıtratı için âdeta tabiî bir nizam olduğu akidesi perçinleşir.
Balzac'ın başka türlü düşündüğü isbat edilemez. Çünkü tedkik
edilirse, kendi hayatındaki başlıca saikin de zenginlik hırsı
olduğu meydana çıkıyor.
Cemil Meriç'in hususî
ve süslüce bir üslûbu var. Bunu bilhassa tercüme tenkidlerinde
gördük. Bazen eskimiş kelimelere iltifat ediyor. Meselâ bugün
artık terkettiğimiz muavveç kelimesini kullanıyor. Bu zaafa
mukabil Fransızca ekspresyonlara Türkçe ekspresyonlar bulmakta
muvaffakiyeti var. Bunlar da üslûba bir canlılık veriyor ve
tercüme havasını ortadan kaldırıyor.
Altın Gözlü Kız ve
Balzac hakkında, böyle bir mecmuanın dar hududları içinde
fazla bir şey söylemeye imkân yoktur. Bir İngiliz zenginin
sefahet âleminde yaşarken muhtelif memleketlerde edindiği
iki çocuğun, birbirinin kardeşi olduğunun farkında olmayan
bir erkekle bir kızın, bir genç kıza karşı duydukları alâka
dolayısıyla hikâyenin sonunda birbirleriyle karşılaşmaları,
mevzûun esasını teşkil ediyor.
Realist bir roman olmaktan
ziyade bir masal çeşnisi taşıyan bu hikâye içinde bile muharrir
yer yer muhite, cemiyete ait doküman mahiyetinde tafsilât
vermek fırsatını bulmuştur.
Mütercimin Balzac hakkındaki
etüd kısmında tesbit ettiğine göre, bu kitap şimdiye kadar
çıkan Balzac tercümelerinin 7'ncisidir. Muharrire duyduğu
hususî sempati ile belki Cemil Meriç bu seriye yeni rakamlar
da ilâve edecektir.
Ve bunu beklemek de
hakkımızdır."
Bu yazı, 40'lı yılların
Cemil Meriç'i hakkındaydı, nasip olursa, yarın da 50'li yılların
Cemil Meriç'i hakkında kaleme alınmış bir başkasıyla tanışacaksınız.
|