Bir Mabed Bekçisi: Cemil
Meriç
Etkileşim
Yayınları
Dücane
Cündioğlu
Arka Kapak
Cemil Meriç Türk düşünce hayatında çok derin
etkileri olan bir mütefekkir, mütercim ve münekkid. Hugo ve
Balzac gibi dünya edebiyatının devlerinden yaptığı çevirilerle
Türkçe çeviri edebiyatının en güzel örneklerini veren Cemil
Meriç, daha önce hiçbir çalışmada yapılmadığı kadar derinlikli
bir analize konu oluyor elinizdeki kitapta. Hiçbir kitabına
girmemiş, hiçbir kitapta yer almamış yazılarından ve yıllardır
hiçbirine ulaşmak mümkün olmayan çevirilerinden yapılan geniş
alıntılarla, bütün metinlerin adım adım ustalıklı hikayesiyle,
bilinmeyen bir Cemil Meriç konuşuyor Bir Mabed Bekçisinde.
Dünya edebiyatının oluşturduğu, hudutları ebediyeti kucaklayan
pantheonun bekçiliği bu ülkede hakkıyla yerine getiren bir
isme layık bir çalışma bu. Bir dizi kitaptan oluşacak meriç
monografisinin ilk kitabı olan Bir Mabed Bekçisi, Türkiye'nin
meçhulü olan bir Cemil Meriç'i, mütercim Cemil Meriç'i anlatıyor,
hem de bir başka ustanın kalemiyle.
Eserden Bir Parça
Cemil Meriç'e Mektup
Hernani tercümeni sayfa sayfa okudukça, bilsen
sana ne kadar acıdım, kendimi ne kadar suçlu hissetim. Manzum
tercüme, hem de Victor Hugo'dan. Fransız romantizminin ilk
meydan muharebesi ve ilk zaferi, cihan edebiyatına şeref veren
bir âbide! Kimbilir, ne kadar da göz nûru döktün, kaç gece
uykusuz kaldın, bir mısraın inadı, bir kafiyenin serkeşliği
kimbilir sana ne kadar ıztıraba mâloldu.
Bu sancıları ben de tattım da bilirim. Güzel tercümeni okurken,
o eski günleri yeniden yaşar gibi oldum ve üzüldüm. Kendimi
suçlu buldum. Eğer büyük bir tevazu'la bana ithafında söylediğin
gibi, bu yolsa sana örnek olmuşsam bilmeyerek sana kötülük
etmişim göz nûruna kıymışım, seni bir hülyanın, bir vehmin
kurbanı etmişim.
Belki şimdiden ayılmışsındır, ama ben yine sana hakikatin
bilançosunu çıkarıvereyim. Maarif Vekâleti, bu ömür törpüsü
himmetinin maddî karşılığını mısralardaki kelimeleri birer
birer sayarak düz yazı hesabına ödeyecektir. Eline verecekleri
birkaç yüz liradan kağıt ve daktilo masraflarını çıkardıktan
sonra, avucunda kalana bakma, utanırsın. Sakın, ikinci baskı
ümidine de düşme. O Hernaninin kardeşi Ruy Blas üçbin mevcudunu
on yılda tüketemedi.
Manevî mükafata gelince, ona da fazla bel bağlama. Bir Maarif
madalyası yok ki verilsin. Gazetelerimizde ne yer, ne de heves
kald ki bu yaman emeğin takdir edilsin. Başı bir tekkeye bağlı
olmayan edebiyat mecmuamız çıkmıyor ki anandan öğrendiğin
Türkçe ile vezin ve kafiye kullanmak cüretini hoş görerek
sana iltifatta bulunsun. Ama bir teselli noktası var. Sabreder
de beklersen, bundan üç asır sonra bir müsteşrik çıkar, benim
Ruy Blas ile senin Hernani tercümeni bir kütüphanede keşfeder,
ilim ve edebiyat âlemine tanıtır, o zaman Garplılar.
- Vay, Victor Hugo üç asır evvel Türkiye'de manzum olarak
tercüme edilmiş de haberimiz yokmuş, derler.
İşte maddî ve manevî mükafatlarının bilançosu!
Sen tut da dedikodu muharriri olacağına, manzum tercümeler
yap. Mayk Hammer'e dudak bük de Victor Hugo'yu seç. Olacak
şey mi bu, a Cemil Meriç!
Bu emeği pehlivanlığa verseydin, Kırkpınar'da başa güreşir,
altın saat kazanırdın. Futbola himmet etseydin, şu mevsimde
en az yirmibin liraya transfer olurdun. Şarkı söylemeyi öğrenseydin,
Pırlanta gazinosunda gecesine bin lira kıvırırdın. Resmini
gazetelerin ilk sayfasına basarlardı, gittiğin yerde itibar
görürdün, kimse arkadan "Edebiyatçı!" diyerek seninle zevklenemezdi.
Bu cevherini neden başka yerde göstermedin de ille iğne ile
kuyu kazmayı ve üstelik bizden iltifat beklemeyi denedin,
a çocuk!
Etrafına hiç bakmadın mı? Mösyö Seguin'in Keçisi hikâyesini
de bilmez değilsin, hani. Keyfinin istediğini yapmak sevdasıyla
kurda yem olan keçinin misali de seni ürkütmedikten sonra,
sana felâh yoktu, zavallı Meriç'im!
Sanki sana yok da bana var mı? O da ayrı hikâye!
Kaynak: Sabri Esat Siyavuşgil, "Cemil Meriç'e Mektup",
Yeni Sabah, 18 Haziran 1957
|