
Bu eser Cemil Meriçin 1965den 1969a kadar Istanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencileri
ile yaptığı derslerle, 1974 sonrası
verdiği bazı konferansların notlarından
oluşmaktadır.
Notları tutan (o zamanlar 20 yaşındaki)
kızı Ümit Meriçtir. Bu sebeple metine konuşma
üslûbunun hâkim olmasıyla birlikte, notlar konuşan
Cemil Hocanın söylediklerinin tamamını
içermemekte, ancak gürül gürül akan bir dereden genç
bir kızın destisine doldurabileceği
kadarını teşkil etmektedir...
Kitaptan
Örnekler
Televizyonda Nobel Konuşması
"İnsanlık büyük bir aile, biz de bu aile'de kendimize
düşen şerefli mevkii almak zorundayız. Yalnız
bu ailede de Kabiller ve Habiller var. Asırlardan beri
iki medeniyeti temsil etmişiz, iki ayrı dünyayı
temsil etmişiz...
Avrupa'nın bizi anlaması, Avrupa'nın bizi gerçek
değerlerimizle takdir etmesi düşünülebilir mi? Şimdilik
Nobel'in bize, armağanı birbirimizi tahrip için kullandığımız
dinamit lokumlarından ibaret. Acaba istikbalde mağrur
Avrupa, bizi de kendi ailesinin öz evladı telakki edecek
mi? Mükafatlar konusunda bendeniz son derece şüpheliyim.
Hakikatte armağanlar cılız kabiliyetleri, ölüme
mahkum kabiliyetleri, yaşatmaya mecbur birer yardımcıdırlar.
Yani birer koltuk değnekleridirler. Şimdiye kadar hiçbir
"deha" armağanlar sayesinde insanlığa kendini kabul
ettirmemiştir. "Deha" herşeyden evvel uzun bir sabırdır,
mücadeledir, kavgadır, fetihtir...Kaldı ki Nobel'in
edebiyat mükafatı, kendi aile fertlerine ihsandan ibarettir.
Gerçi arada bir uzak iklimlere kadar ihsanlarını rageyan
etmek cömertliğini gösterir. Fakat kendi anlayacağı,
kendi dünyasını güzelleştiren, kendi manevi ikliminde
yetişen insanlar nail olabilir bu mükafatlara..
Bir
kelimeyle şairlerimiz Nobel'den mükafat alamazlar. Çünkü,
şiir tercüme edilmez, millidir ve anlaşılmaz. Edebiyatın
diğer kolları ise, henüz ülkemizde yeni yeni varlıklarını
sürdürmektedirler.. Bu itibarla o sahalarda Avrupa'nın emellerini
okşayan, Avrupa'ya kendini güzel gösteren ve günahlarını
unutmasına yarayan büyük eserlerimiz yok. Eğer şiir
tercüme edilebilseydi Nobel'i bir Fikret'in alabileceğini,
bir Nâzım'ın alabileceğini düşünürdüm. Eğer
roman milli ve edebi bir mahsul olmasaydı, pekala Kemal Tahir
aklıma gelirdi...Fakat bugün; evvela gerçek olarak Avrupa
huzuruna çıkaracak edebiyat nevîlerimiz yok. Nobel belli
bir kültürdür. Sonra Nobel, mükafatlarını kader gibi
rastgele dağıtmaktadır. Mesela bir Senkiyeviç.
Senkiyeviç'in "Kovadis"i sadece Avrupa'ya kendisine çok süslü,
çok muhteşem bir tasvirini sunduğu için mükafata layık
görülmüştür..."Kovadis"i
saraylardan kulübelere uçuran rüzgar; Avrupa'nın gururunu
okşayan, Avrupa'ya kendi benliğini çok daha güzel, çok
daha kusursuz, çok daha az çirkin gösteren bir rüzgardır.
Curchill. Edebiyat dünyasında herhangi bir isimdir. İnsanlık
ölçüsünde yaratıcı değildir. Ama kapitalizm sadece
Curchill kendi zaferlerini kazandı, belli bir düzeni müdafaa
etti, diye...mükafata layık görülmüştür. Misalleri sonuna
kadar sıralayabiliriz.
Hülasa edelim: Edebiyatçının, "fikir adamı"nın
herhangi bir "kurulu düzen"den, herhangi bir "müessese"den, herhangi
bir "otorite"den isteyeceği tek şey vardır; Hürriyet
içinde kendini ifade etmesine ses çıkarılmaması...Hakikatte
mükafat bir "kanat" değildir, fikir adamı için...bir
zincirdir. Biz bu zincirden tamamen müstağniyiz."
1983 TRT1 / Cemil Meriç.