Ana Sayfa
Kimdir

Eserleri

Fildişi Kule
Albüm


Blog
Forum
İrtibat
Künye


Saint Simon Ilk Sosyolog, Ilk Sosyalist


""Sanayi toplumunu bir acılar ve çılgınlar dehlizi yapan yanlışlık nereden geliyordu? Batı, elli yıldır tarihiyle hesaplaşmaktadır. Derslerini yeni baştan dinlemek istediği iki hoca var: Saint-Simon`la Proudhon. Biz de seslerini yeniden duyurmaya başlayan o iki yol göstericiye kulak kabarttık ve anladık ki Saint-Simon bir asrı dolduran düşüncedir"(C. Meriç, Saint-Simon dosyası, yayımlanmamış bir yazı, 1967).

Tıpkı "Hint Edebiyatı" gibi, Saint-Simon`da putları yıkmak için kaleme alınır. Ne yazık ki bu teşebbüsünün ardındaki iyi niyet, ustad`a şabloncu cemiyet tarafından "solcu" yakıştırması yapılmasını engelleyemez. Oysa: "Solla sağ bir bütündür, solu tayin eden sağdır, sağı tayin eden soldur. Biz hakikatlerin sadece bir tarafını görmeye mahkum edilmişizdir, yalnız bir tarafını görmek hiçbir şeyi görmemektir" (C. Meriç, Sosyoloji Notları ve Konferanslar)


Kitap Tanıtım

Sığlığa Karşı Durma ya da Cemil Meriç`in Çabası: Saint Simon Derinleştirmesi , (Bekir Gür)


Sığlığa Karşı Durma ya da Cemil Meriç`in Çabası: Saint Simon Derinleştirmesi

Bekir Gür, 01.02.2003

 

"Daha bir asır Türkiye'de Saint-Simon yazacak çıkmaz ve ben eserimi tâbi tâbi dolaştırmayacak kadar mağrurum, kendime ve Saint-Simon'a saygım var" dediği eser üzerine iki yıl emek harcayan Cemil Meriç, önceleri eseri basacak yayıncı bulamaz ve çileli bir uğraştan sonra 1967 yılında eserini okuyucusuna ulaştırır. Lâkin basımın diyeti de vardır: yayınevinin politikası gereği kitap sadeleştirilerek basılır. Ancak kitabin basılması ile sorunlar nihayete ermez; 1964'te Hint Edebiyatı'nı basıp, 'sağ' yaftası yiyen Meriç'i bu kez 'sol' yaftası bekliyordur; halbuki, bu eseri kaleme alırken Meriç'in tek derdi, 'putları kırmaktır'.


Kimdir Saint-Simon ve Niçin Hakkında Bir Kitap?


"Yirminci asır, ondokuzuncunun entelektüel fetihlerini aşamadı, hâlâ Nietzche, hâlâ Kierkegard, hâlâ Marx.."(s.8)


Meriç'e göre çağımız Saint-Simon'la başlar; o, hem Comte, hem Durkheim hem de Marx'ın hocasıdır. Dolayısıyla, Saint-Simon anlaşılmadan ne Marksizm ne de Sosyoloji tam olarak anlaşılabilir. 1967 yılında basılan eserine yazdığı önsöz'de su satırlara yer verecektir Üstad: "Batı, elli yıldır tarihiyle hesaplaşmaktadır. Derslerini yeni baştan dinlemek istediği iki hoca var: Saint-Simon'la Proudhon. Biz de seslerini yeniden dünyaya duyurmaya başlayan o iki yol göstericiye kulak kabarttık ve anladık ki Saint-Simon bir asrı dolduran düşüncedir." (s.10). Meriç böylece, Saint-Simon'un Batı düşüncesini anlama açısından merkezi konumuna işaret eder. Batı cephesine bu şekilde değindikten sonra bizde ki durumu aktarır; Tanzimat'a kadar Kur'an tek rehberimizdi, yüzümüzü Avrupa'ya döndükten sonra ise sayısız kitap ile karşılaştık ne ki pusulasızdık: "ne Comte'u ne de Kant'ı anlayabildik … Düşünmedik ve düşünemedik ki Marksizm batı düşüncesinin bütünü değildir." (s.9) O dönemde Türkiye'de etkin olan Marksizm'in kökenlerine inme; Meriç'in bu eseri kaleme almasında önemli bir saiktir. Kurtuluş Kayalı hocanın Meriç için tespit ettiği üzere; Cemil Meriç, "Saint-Simon çalışmasıyla da o dönemde etkin olmayan sosyoloji ile etkin olan sosyalizm konusunda bir inceleme yapmaya yönelmiştir." (s.13) Yine o dönem Fransa'sındaki fikri hareketliliğin ve özelde önce Durkheim ve sonra Gurvitch'in Simon üzerine eğilmelerinin ve Sosyoloji`ye katma çabalarının da Meriç üzerine etkisi olduğu söylenebilir.


Simdi, Saint-Simon'un biyografisini vermemiz faydalı olabilir. Önemli bir soydan gelen Saint-Simon 1760'da Paris'te doğar. Aldığı ihtilalci eğitim ile genç yaşta dini inancını yitirir. Buna rağmen babası onu manastıra kapatır. Çok geçmeden on yedisinde teğmen olur. 19 yaşında yüzbaşılığa yükselir. Amerika'da dört yıl asker olarak bulunur. Mühendislik okuluna kapak atar, fizikten fizyolojiye kadar bir çok bilimi okur. Bu bilimler daha sonra kendi sosyal teorilerini geliştirmesine basamak teşkil edecektir. Fırtınalı Fransa'ya yakışır bir dalgalı hayat sürmüş ve buna karşılık bir fikri değişim yaşamıştır: liberal, ilimci, barışçı, sosyalist, yeni-Hıristiyan… Bir çok kez yokluk ile mücadele etmek zorunda kalmış olan Saint-Simon, eserlerine karşı gösterilen ilgisizlikden dolayı hayatının sonuna doğru ümitsizliğe düşer ve birgün, kafasına tabancayı sıkar. Ölmez, sağ gözünü kaybeder. Bir çok dergi, kitap yayınlamış ve devrim sonrası Fransa'sında fikirlerinden yargılanmış olan Saint-Simon, 1825'de 65 yaşında ölür.


Sosyalist selefleriyle alay eden Dühring, Fourier'in "fou"(deli) Saint-Simon'un ise "Saint"(veli) olduğunu söyler. Meriç bu tespiti olumlayarak yerine oturtur: "Saint-Simon gerçekten de 'saint'di: Bütün veliler gibi tanınmadan yaşadı, küçümsendi ve ölünce ışık oldu."(s.36)


Saint-Simon, İlk Sosyolog, İlk Sosyalist


Eser, Mahmut Ali Meriç'in hazırladığı bir giriş yazısıyla başlar. Bu bölüm, hem kitabın genel bir özet ve değerlendirilmesinin sunulması, hem de bir çok çağdaş Sosyolog ve Cemil Meriç'in eserlerinden yapılan alıntılar ile genel baglamın sunulması açısından kitabı besleyicidir. Ayrıca; Mahmut Ali Meriç, kitaptaki alıntıların kaynaklarını saptamış ve zaman zaman dipnotlar ile metinlerin arka planını sunmayı amaçlamıştır.
Cemil Meriç, bu eserini yazarken çağdaşı bir çok düşünürden istifade eder. Örneğin, kitabına isim olacak Saint-Simon'u 'ilk sosyolog, ilk sosyalist' olarak nitelendirirken, Durkheim'ı izler. 'Çağdaş sosyolog' Gurvitch, 'çağdaş bir Fransız Marksist' Garaudy, 'sosyal düşünceler tarihçisi' Maxime Leroy kitabın sayfaları arasında fikirleriyle sık sık karşılaşacağınız düşünürlerden bir kaçı.
Eser, dört bölüm şeklinde sunulmuştur: Hayatı, İlk Sosyalist, Şakirtler ve İlk Sosyolog. Bu bölümlerin kısa bir özetini sunmanın eser hakkında okuyucuya iyi bir fikir vereceğini düşünüyorum.


İlk Sosyalist


Emek kavramını yücelten Saint-Simon'a göre toplum çalışanlar ve aylaklar olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Böylece, tembellik bir asillik unsuru değil aksine küçümsenecek bir olgudur. Adam Smith ve bütün liberaller tüketiciyi dikkate alır; oysa, Saint-Simon için esas olan üretimdir; herkes harcadığı emeğe göre karşılık alacaktır. Saint-Simon, özel mülkiyetin çoğunluğun faydasına yeniden bölüştürülmesini istemektedir ve böylece iktisat için yeni bir görev biçer: 'fakirleri göz önüne alarak toplumu yeni baştan düzenlemek.' (s.74) Bu bölümü okudukça, Saint-Simon'un nasıl liberalizmden yavaş yavaş koptuğunu ve sosyalizmi geliştirdiğini göreceksiniz.


Şakirtler: Comte, Saint-Simoncular, Marx


Cemil Meriç, genç Comte'un üstadı Saint-Simon'a karşı "hiçbir borcum yok" iddiasına karşı oldukça acımasızdır: "Eflatun vefasız şakirdi Aristo'yu, anasının memelerini kuruttuktan sonra, ona tekmeler savuran bir taya benzetir. Benzetiş, Aristo'dan çok Auguste Comte için doğru. Comte, düşünce tarihinde Ödip kompleksinin en şaheser örneği." (s.87) Meriç'e göre Comte, ihtiyar filozofu belli noktalarda geçecek kadar zeki bir şakirttir ama, nihayetinde şakirtdir: "Yani veren değil, alan." (s.82) İkisi de aynı hedefe yönelmişlerdi, yani ilmi metodu sosyal hayata uygulamak.


Fransız demir yolları, Süveyş kanalı ve Panama kanalı gibi büyük teşebbüslerin arkasında bir avuç mühendis, tarihçi, ahlakçı, idareci vardır: Saint-Simoncular. Hayatının son yıllarında fil dişi kulesine çekilmek yerine şakirt yetiştiren Saint-Simon'un ölüm döşeğindeki son sözleri, azizleri andıran, 'birbirinizi seviniz' olmuştur. Saint-Simon'un son eseri olan Yeni-Hıristiyanlık, ölümünden sonra şakirtleri arasında yeni bir din gibi algılanır. Meriç'in burada uzunca ele aldığı önemli bir soru şudur: Saint-Simon'un gönülle kafayı kaynaştırmaya çalışan düşüncesi nasıl ve niçin kadına yönelir ve 'kahkahalar arasında kaybolan yarı şehevi, yarı mistik bir komedi' olup çıkar?


Meriç' göre Saint-Simon'un gerçek şakirdi, sanılanın aksine, Comte degil Marx'tır. Her ikisinin doktrini de tarihle iktisada dayanır, 'ikisi de üretimi artırmak için toplumu ekonomik planda yeniden düzenlemek ister.' İki filozofu birleştiren bir çok nokta vardır: Birinin "sosyal fizyoloji" dediğine öteki "sosyal praksis'in tetkiki" der. Yabancılaşma, sosyal gerçeğin kollektif üretim olması, devlet ve ekonomik toplum arasındaki münasebette ekonomiye verilen öncülüktür… İki filozof arasındaki belli başlı ayrılıklara gelince; biri hümanist bir panteizme yönelir, öteki çatışmaya. Birinde diyalektik yoktur, diğerinde vardır. Bütün bunlara rağmen Gurvitch'e göre, Saint-Simon olmasa, bugünkü Marx'tan söz edilemeyeceği gibi, Proudhon'un düşüncesi bugünkü biçiminden çok farklı olurdu. Meriç bu bölümde Saint-Simon'un 'ilmi Sosyalizm'in kuruluşundaki rolünü ele almıştır.


Burada Meriç'in dikkat çektiği bir noktaya değinmekte fayda mülahaza ediyorum. Saint-Simon'un yazılarındaki dağınıklık ve sistematikten yoksun oluşu, onun anlaşılmasında önemli bir engel olduğu gibi, eserlerinden yapılan değişik seçmeler, düşünce dünyasında değişik Saint-Simon'lara ve dolayısıyla farklı şakirtlere kapı aralamıştır.


İlk Sosyolog


Saint-Simon, sosyal gerçeği inceleyen bilime 'insan ilmi', 'sosyal fizyoloji', 'hürriyet ilmi' der; Comte bu gerçeğe 'Sosyoloji' adını daha sonra verecektir. Toplumun gidişatının iki kaynağı vardır; biri alışkanlıklar öteki yenilik özlemi. Saint-Simon'a göre Sosyoloji ilmi hareket halindeki toplumu inceler. Sosyal determinizmler ile insan hürriyeti arasındaki etkileşim Sosyoloji`nin konusudur. Bu bölümde, Saint-Simon Sosyoloji’sinin genel hatları ve eleştirisi sunulur. Sınıflar, Saint-Simoncu panteizm ve iyimserlik, tarih, bilgi sosyolojisi, devlet ve iktisadi hayat, ahlak bu bölümde ele alınan konulardan bazılarıdır.


Sonuç Yerine:


Devrim sonrası Fransa'sında yaşamış Saint-Simon ile devrimler sonrası yaşamış Meriç'in birlikte kendi toplumlarının dertlerine derman olabilecek düşünceye uzanışları olarak da okunabilir bu eser: yirminci ve on dokuzuncu yüzyıl düşüncelerinin temellerine yapılan bir seyahat… Üstad Meriç'in bu eseri, hacimce küçük fakat içerik yönünden okuyucuyu zorlayacak derecede zengin ve yoğun bir incelemedir. Buna ilaveten eser, konuların dizilişi ve alt başlıklardan tutun da tespitlerin net bir şekilde ortaya konulmasına, oradan düşüncelerin gerekçelendirilmesine kadar örnek bir akademik çalışma hüviyeti taşımaktadır. Sığlığı bırakıp, günümüzdeki görüngülerin altında yatan derin düşüncelere dalmak isteyen okuyucuyu beklemektedir eser…

Eserleri


Bu Ülke

Jurnal 1,2

Mağaradakiler

Kırk ambar (Cilt 1)

Kırk Ambar (Cilt 2)

Umrandan Uygarlığa

Bir Dünyanın Eşiğinde

Sosyoloji Notları ve Konferanslar

Saint Simon- Ilk Sosyolog, Ilk Sosyalist-

Bir Facianın Hikayesi

Dergilerde Yayımlanan Makaleleri

Röportajlar

Sitemize Üye Olun


Üye olmak istiyorum

Üyeliğimden ayrılmak istiyorum

Destek Siteler

Haber7

Antiemperyalizm

Fildişi Kule

Rabia

Berzah

 
  Copyright by Bu Ülkenin Çocukları | GOWEBCounter by INLINE . Ziyaretçimizsiniz | |