Ana Sayfa
Kimdir

Eserleri

Fildişi Kule
Albüm


Blog
Forum
İrtibat
Künye


Mağaradakiler


 

"Mağaradakiler Türk aydınının ve genel olarak aydının dramını sergiler. Bu sahnede dünle yarın, kavramlarla insanlar yanyana..." "... Mağaradakiler yaşadığımız bir dramın hikayesi, Heyhat! Beşeriyet bütünüyle aynı dramın kahramanı değil mi? Acı arada bir, sesimi çığlıklaştırıyor, şarkım, zaman zaman akortsuz..."

Entelektüel, Intelijansiya, Anarşizm ve Hürriyet gibi çok kullandığı sözcüklerin lugat anlamlarıyla birlikte, tarihlerine ve istikballerine de ışık tutuyor Cemil Meriç. Sarıklı Ihtilalci Suavi, fikir donjuanı Hilmi Ziya Ülken, akıncı zeka Dündar Taşer`in mağaradan bu kitaptan yükselen yanık çığlıklarını dinleyip ürpermemek mümkün değil...

Cemil Meriç; Bu Ülke`nin yetiştirdiği en nadide fikir adamı, kitabın sonunda kendi dramına da yer veriyor.


Kitaptan Örnekler

Bir Mağara Düşün Dostum Hasbi Tefekkür
Dosto ve Biz Yapraklar

Kitap Tanıtım

Meriç, "Mağaradakiler" ve Türkiye aydını, Guşef Kav

 Meriç, "Mağaradakiler" ve Türkiye aydını

 Guşef Kav

 

"Her insan bir imparatorluktur."

Mevlâna

Meriç İmparatorluğu

Cemil Meriç, kendine vaadettiği insanı inşa edebilmiş nadirattandır. Boş iade edilmiş bir istidat görülmez ömür kağıdında.. Zorlu kimlikler üstün bir hünerle aynı gövdede ustalıkla harmanlanır.. Muhassala tatmin edicidir. İnsan, aydın, entelektüel, mütercim, münekkit, yazar, hoca, derviş, gezgin, estet, kâşif, baba, eş, sevgili.. Bir aşka bütün imkânını boşaltan şair yüreği, sevmekten ve ıstırap çekmekten yılgısız, kimseye pervası olmayan cesaretiyle ayrımlı.. Berraklığı ve namusuyla saygıdeğer.. İnsan ve gerçek dostu.. Geniş ve zengin dünyasının kapısı her ilim taliplisi için aralık, yüce gönüllü bir rehber..

Kaderin yetmişbir yıllık Cemil Meriç sorusu hayli zordur. Meriç'in karşılığı kitaplarıdır. Elleri iki yanına çokça düşer. Aşk inkisarları Jurnal'leri içindir belki.

İç dünyasının görkemi, varoluşla iletişimin kesiştiği bölgeden yeteri kadar geri ışıma alamayışının sıkıntısıyla yükselir. Sınırını aşıp mahiyetini zıddına dönüştüren kara hüzün, sayfalarda cıvıldayan kelimelerin beyaz kanatlarıdır.

Kavganın gerçekte kelimelerle kelimeler arasında geçtiğini bilen Meriç, Mağaradakiler kitabında, tefekkür dünyasını temellendiren kelimelerle enikonu yüzleşir. Kelimelerin ülke insanı üzerine bıraktığı etkinin yıkıcılığıyla başedebilmek için, öncelikle onları saydamlaştırmak, içlerini görmek, günlüklerini tutmak gerekir. Hafızasını, vicdanını, onurunu, heyecanını kaybetmiş, değerleri darmadağın olmuş toplumunun restorasyonunda Cemil Meriç, gecikmiş kayıtları tutmakla, bir aydın olarak öncülük ödevini yerine getirmiş olur. Mağaradakiler kitabının Meriç'in objektifinden genel uzanımıyla entelektüel soyunun geldiği yere kadar ki görünümünü içine alan tarihi bir fotoğraf değeri vardır. Albümdeki tek fotoğraf bu değildir kuşkusuz. Mağaranın dışı ve mağaradakiler bölümlerinde kelimelerin, tariflerin, kavramların, aktörlerin duruşları, geçmişlerini özümsemiş, tanışları olmuş bir sanatçı karşısında hem artistik hem nettir...

Mağaradakiler sayfalarını bezeyen söyleyiş güzelliği, fikir lirizmi okuyucuyu sermest eder. Kitap, içerdiği tek bir cümlesi ile, yazarını hayranlıkla selamlamaya yetecek kadar sanat değeri taşır. Düşünceyle şiirin vuslatıdır. Nesrin mahpesinden kurtulmuştur tefekkür. Hükümler keskindir, ağırdır, ama kelime düzeni zariftir, incedir. Okuması hiç bitmesin ister, kitabın son yapraklarını ağırdan alır okuyucu. Doğrunun bile "güzel" ifade edilememesi, muhakemenin estetik işlememesi ne fakirliktir! Doğruyu bile güzel anlatamamak... Meriç'i doğru düşündüğü için değil, güzel düşündüğü için eskitmeyecektir zaman... Allah dilerse, "Mağaradakiler"in yazarı, artık "güzel"in dolaşımındadır.

Bilgeliğin getireceği erinç bakımından, Mağaranın içinde olmamakla olmak arasında büyük fark sunulmaz gerçekte entelektüele... İdeale daha yakın bir yarın adına, halihazırın sahipleriyle ihtilafa düşmelidir, itiraz etmelidir, uzlaşmamalıdır, rahatını kaçırmalıdır. Gölgelerin yüzörtüsünü indirmiştir, hakikati, -kendini- kendinden bilmiştir, fakat mağarada karanlıkta kalanlar varbulunduğu sürece gerginliği eksilmemelidir. Çünkü karşılaşma, gölgenin yanılttığı insanla değil, gölgenin ta kendisiyledir. Son gölge sahneden çekilinceye değin bu kutlu huzursuzluk yaşayacaktır. Bilmiyor olmanın rahatı, biliyor olmanın rahatsızlığıyla karşılıklı dengelenir. Entelektüelin varlık nedeni, bilmeyenin haketmediği huzurunu kaçırmaktır önce. Aydın cevapların insanıdır, entelektüel soruların... Soru, cevap öncesindedir.

Türkiye insanına özür borcu ve vebali olan aydının özeleştiriye, günahını üstlenmeye ihtiyacı vardır. Nedameti, tevbeyi, ilk üzerinde deneyimler Meriç... Aldanmıştır ama aldatmaya kalkışmaz... Samimi öfkesi, vazifesini kötüye kullanan kaypak aydınadır... Yalancılara, mürailere, kandıran, ayartan dimağ avcılarınadır. Fakat aydınını dünyaya getiren cemiyet de büsbütün masum sayılabilir mi? Kimin çocuğudur onlar? Geçmişini ve geleceğini ilgilendiren uyarılara kulağını tıkamayı yeğler bir toplumun, sesini çığlıklara yükselten hayırlı evlatlarına sahip çıkmaması şaşırtıcı değildir. Meriç zamanı, dinlediği masalların toplumun uyanıklığını zaafa uğrattığı zamandır. O gün Meriç olabilmek, yani hakikatlerin hakkını egemenlere, farklıyı aforoz eden yazın derbeylerine, kirli elleriyle şahsiyetlerin doğumlarını enfekte eden halka karşı, irfandan başka silah olmaksızın müdafaa edebilmek, ne direnç ve ne kararlılık gerektirir! Çığlığı değil masalı seçer bir toplumla hakiki aydının arasının açık olması bu anlamda tabiidir. Ama, ilk ihanet de aydından gelmiştir. İlk küçümseme, ilk reddiye... Saygı da sevgi de görmez olur insanından sonrasında. Eşi zor görülür bir kumpasla yüzyüze gelen olgunlaşmamış, adeta hazırlığını bile yapamamış kendini savunamaz; özgüvenini, medeniyet bayrağını eline geçirmiş kıta karşısında yitirmiş, kendine yardımcı da olamaz topluluğuna el verecek, elini taşın altına koyacak zaman diliminde yan çizer, haysiyet bakımından toplum ortalamasının gerisine düşer. Lâzım olduğunda üzerine düşeni yapamayan aydın topluluğu, dekoratif öneme sahiptir bu toplum içindir artık. Aydın, cemiyetinden en kestirme kopuşun dil ile bir uzaklık oluşturmak suretiyle gerçekleştiğini bilir ve bu kirli yöntemi uygulamaktan vazgeçmez son yol ayırımda da. Ontolojik yalnızlığına, seçilmişler için çoğunca mukadder yalnızlığına, toplumuyla ortak endişeleri ortak hedefleri ayrıştığı için kimsesizliği de eklenmiştir böylelikle. Katmerli yalnızlığı, yüzyıl kapsamındaki öyküsünü acıklı hâttâ dramatik bir hale dönüştürür. Uğruna gözünün karardığı Batı "kapı gerisinde konuşmaları dinleyen" söz verildiğinde olsa olsa yarım yamalak kekeleyip, kendini de artık hatırlamayan bu aydın garibesini kaale almaz, yüz vermez. Belleğini yitirmeyen Meriç'in taşıdığı türden parlak bir aydın saygınlığı, önce kim olduğunu bilebilmekten hakedilir.

Cemil Meriç, soyunun bermutadı, yanarak aydınlattı. Zekâ ile gönlü önce idrakinde sonra üslubunda birleştirdi. Doğu Batı adlı düşman kardeşlerin ülkesindeki bir arabulucusu da kendisi olabilsin istedi. Medeniyetler birbirine sıla-i rahim yapabilsinlerdi. Özüne kavgalı, yazgısına kavgalı güzel adam, birleştirdi; barıştırdı ve efsane söyledi uykuya daldı...

Eserleri


Bu Ülke

Jurnal 1,2

Mağaradakiler

Kırk ambar (Cilt 1)

Kırk ambar (Cilt 2)

Umrandan Uygarlığa

Bir Dünyanın Eşiğinde

Sosyoloji Notları ve Konferanslar

Saint Simon- Ilk Sosyolog, Ilk Sosyalist-

Bir Facianın Hikayesi

Dergilerde Yayımlanan Makaleleri

Röportajlar

Sitemize Üye Olun


Üye olmak istiyorum

Üyeliğimden ayrılmak istiyorum

Destek Siteler

Haber7

Antiemperyalizm

Fildişi Kule

Rabia

Berzah

 
  Copyright by Bu Ülkenin Çocukları | GOWEBCounter by INLINE . Ziyaretçimizsiniz | |