Ana Sayfa
Kimdir

Eserleri

Fildişi Kule
Albüm


Blog
Forum
İrtibat
Künye


Jurnal 1,2


 

"Jurnal dikte ettirilemiyor. Çünkü kendi kontrolümüzden geçirmeden, ilk apresiyasyonları yapmadan, başka bir tabirle günlerin nasıl kelimeleştiğini görmeden onları başka bir kulağa tevdi ediyoruz. Ne çıkacağını bilemiyoruz ki... Belki hasadın zavallılığından utanıyoruz. İster istemez bir ayıklamaya, bazen çok zararlı bir ayıklamaya gidiyor insan. Çıplak görünmek korkusu.Çıplak görünmek bir koketri olabilir. İnsan mutlaka hemcinsinin veya istikbalinin huzuruna smokinle çıkmak zorunda değildir. "(C. Meriç, Jurnal 1).

 

Jurnal'de C. Meriç, bir taraftan aynada kendi suretini temasa ederken, diğer taraftan hadiselerin aksini kendine has veciz üslup ve yorumuyla melodileştiriyor ve bizim kulaklarımıza tevdi ediyor. Meriç`le samimi bir sohbet yapmak isteyenler Jurnal 1 ve 2`yi okumalılar...


Kitaplardan Örnekler

Ali Bey • Kleopatra'nın Burnu
Lamia Hanıma Mektuplar Paris'teki Oğluma Mektup
Jurnal", 1. ve 2. Ciltlerden Paragraflar

14.1.1963

KLEOPATRA'NIN BURNU

Anlayacak mı? Kim, neyi? Sen kendini anlıyor musun? Aç uzviyetin sesini yükseltmek istedikçe gırtlağına sarıldın. Kalbinin konuşacak hali mi var?

Kopmaktan korkuyorsun; yapıştığı kayadan sökülmek istemeyen midyenin korkusu, mahallesinden uzaklaşınca kuyruğunu bacakları arasına alan köpeğin korkusu... Ama yaşamak kopmak demek, doğum bir kopuş, bir parçalanış... Sanatı da tarihi de yürüyenler halketti…


Gurbete çıkan adam... Gurbet bazan odası insanin, bazan vücudu, bazan... Nereye? Kendini bir ırmağın sularına bırakan kayık hangi okyanusa açılacağını bilir mi? Kayığı suya salan kendi iradesi mi zaten? Oyun yazılmış. İte kaka çıkarıldığımız sahnede görülmeyen bir suflörün fısıldadığı kelimeleri tekrarlamaya, manalandırmaya çalışıyoruz. Vazife ahlakı! Senin, kendine karşı hiç vazifen yok mu? Bhagavad doğru söylüyor belki. Belki hikmet-i vücudumuz, ezelden beri devam eden bir oyundan bizden bekleneni, kızmadan, sevinmeden yapıp göçmek. Ama bizden beklenen ne?

Değer levhasının her gün yazılıp bozulduğu bir çağda hareketlerimizi yöneltecek kıstas nerede? Aile? Aile var mi? Nasıl aile? Tesadüfen bir araya gelmiş insanlar topluluğu, bir tren kompartımanında karşılaşmışlar.

Emerson, fikir adamı kendini egoizmle zırhlamalı, diyor. Evet, cemiyet bir sümüklü böcek gibi ezer seni, zırhlı değilsen. Annen ezer, kardeşin ezer, çocuğun ezer. Neden başkalarından farklısın? Hem farklı, hem zayıf. İki büyük cinayet... Peki Emerson bize ‘fikir adamı’ hilati giydirecek hangi makam? Raskolnikof faciası, alnını, bir şeyler var içinde diye yumruklayan bir hayalpereste soğuk terler döktürecek kadar korkunç... Elbette yaşamak öldürmek demek, her adımımızda bir takım canlara kıyıyoruz... Ölmek ve öldürmek...

Bir öfkenin, bir acının kızgın demiri kalbimize dokunmadıkça ses gelmiyor oradan. Halbuki bizden ebediyete kalacak: bu çığlık. Sevinç çığlığı, azap çığlığı, merhamet çığlığı...

Zavallı midye! Seni kayadan söken iraden mi sanıyorsun? İsyan vahim, tevekkül güç. Ama isyansız tarih olmaz, bütün dinler, bütün efsaneler bunu haykırıyor. İblis'in isyanı, Promete'nin isyanı... Neden tevekkül güç? Ve Allah insanı yarattıktan sonra istirahate çekildi, insana yükledi vazifelerini, hilkatin son şaheseri insana. Yaratmak daima bütünün parçalanması. Tanrı kainatla sınırlandırdı kendini ve her varlıkta bir kere parçalandı. İnsan da öyle.

Nietsche haklı. Kanla yazılan yazılar yaşıyor. Ne kanı? Çocuk kan içinde doğuyor, milletlerin beşiği kan, Kapitol'ün harcında kan. Kalbin kanayacak ki yaratabilesin. Ne Luther bir kavga adamı idi, ne Gandi... Meçhul bir dalga umulmadık kıyılara sürüklüyor kayığımızı...

Sen istiyorsun ki, kucağında yaşadığın dünya hep aynı kalsın, havan aynı, suyun aynı, dekorun ayni... Bu mümkün mü? Mümkün değil, çünkü hayatın kanunu değişmek. Zaten zindanında yeni pencereler açılmazsa boğulmaz mısın? Beni bulmamış olsaydın aramazdın diyor Tanrı... Kendini erkeğe teslim eden bir bakirenin korkusu: meçhul karşısında duyulan ürperti. Ama her meselenin muayyen hal yolları var? Ve Sfenks sorularını cevapsız bırakanları parçalar.

 Cemil Meriç, Jurnal I, 6.baskı, sayfa: 67-68-69

Eserleri


Bu Ülke

jurnal 1,2

Mağaradakiler

Kırk ambar (Cilt 1)

Kırk ambar (Cilt 2)

Umrandan Uygarlığa

Bir Dünyanın Eşiğinde

Sosyoloji Notları ve Konferanslar

Saint Simon- Ilk Sosyolog, Ilk Sosyalist-

Bir Facianın Hikayesi

Dergilerde Yayımlanan Makaleleri

Röportajlar

Sitemize Üye Olun


Üye olmak istiyorum

Üyeliğimden ayrılmak istiyorum

Destek Siteler

Haber7

Antiemperyalizm

Fildişi Kule

Rabia

Berzah

 
  Copyright by Bu Ülkenin Çocukları | GOWEBCounter by INLINE . Ziyaretçimizsiniz | |