Ana Sayfa
Kimdir

Eserleri

Fildişi Kule
Albüm


Blog
Forum
İrtibat
Künye


Jurnal 1,2


 

"Jurnal dikte ettirilemiyor. Çünkü kendi kontrolümüzden geçirmeden, ilk apresiyasyonları yapmadan, başka bir tabirle günlerin nasıl kelimeleştiğini görmeden onları başka bir kulağa tevdi ediyoruz. Ne çıkacağını bilemiyoruz ki... Belki hasadın zavallılığından utanıyoruz. İster istemez bir ayıklamaya, bazen çok zararlı bir ayıklamaya gidiyor insan. Çıplak görünmek korkusu.Çıplak görünmek bir koketri olabilir. İnsan mutlaka hemcinsinin veya istikbalinin huzuruna smokinle çıkmak zorunda değildir. "(C. Meriç, Jurnal 1).

 

Jurnal'de C. Meriç, bir taraftan aynada kendi suretini temasa ederken, diğer taraftan hadiselerin aksini kendine has veciz üslup ve yorumuyla melodileştiriyor ve bizim kulaklarımıza tevdi ediyor. Meriç`le samimi bir sohbet yapmak isteyenler Jurnal 1 ve 2`yi okumalılar...


Kitaplardan Örnekler

Ali Bey Kleopatra'nın Burnu
Lamia Hanıma Mektuplar Paris'teki Oğluma Mektup
• Jurnal", 1. ve 2. Ciltlerden Paragraflar

BULUTLARA BENZER DUYGULAR

Bulutlara benzer duygular: turuncu, erguvan, beyaz. Bir rüzgar sürükler hepsini. Bulutlara güven olmaz. Çiçeklere benzer duygular: gönüllerde yıldız yıldız açılır, meyve olur, ağaç olur; nesiller dinlenir gölgesinde: muzaffer alınlarda taç olur. Çiçeklere benzer duygular, kuytu bir bahçede açan çiçeklere. Gözyaşında kanatlanır yaprakları, kalbinin kanıyla şafaklaşır. Ağlayınca açar o çiçekler, gülünce solar.Kuşlara benzer duygular. Nereden gelirler bilinmez. Kah çığlık çığlıktırlar, kah sesleri işitilmez. Bağrında güneşler tutuşmuyorsa selamlayıp geçerler seni. Kuşlar soğuk iklimi sevmez.

Cemil Meriç (12.2.1963, Jurnal 1)

İNSAN

"Ne garip bir oyuncak şu insan! Yürür, konuşur ve acı çeker. 70 kilodur. Kendisine ve çevresine ait hiçbir şey bilmez. Bir nevi ıstırap makinesi. İplerini
başkaları çeker. Hantal ve şapşal bir robot. Neye sevinir bilinmez. Sınırsız olan hayalleri ve acı kabiliyeti. Etten bir kafes ve aciz içinde kıvranan bir ruh. Vücut araba, akıl arabacı. Ama gözleri bağlı arabacının, arabaya hükmeden, atlar... Buda haklı: Varolmak için yok olmak lazım, parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin. Bütün musiki, bütün şiir, bütün aşk, bu bir çuval kemik, bu asi ten, bu aptalca endişeler ne olacak? Ne olacağını bilen var mı? Kader hep oynayamayacağı roller yükler insana ve ıslıklar. Alkışlar sahtekarların..."

Cemil Meriç (Jurnal)

 

QUINZE-VINGTS GECELERİ  I

Kafası boşlukta dönen bir çark gibi manasız ve faydasız uğultularla dolu. Hatıralar çabucak biten ve okuna okuna hiçbir cazibesi kalmayan eski bir kitap gibi. Istıraplarını kelimeleştirmek tesellisinden de mahrum, ağlaması da yasak!

Bu uçsuz bucaksız kainatta onun hissesine düşen mesafe vücudu ile hudutlu, ağaç gibi, evet ağaç gibi... Kökünden sökülmüş ve kurumaya terkedilmiş bir ağaç.

Ona öyle geliyor ki aylardan beri dünyanın bütün saatleri durmuştur. Yalnız... Belki ebediyen yalnız.

Buffon çölün dehşetinden bahseder. Pascal sonsuzluğun yıldırım gibi çarpan azametini anlatır...

Görmek tabiata tahakküm etmektir. Dış dünya, ne kadar düşman unsurlarla dolup taşarsa taşsın, zekamızın gözbebeklerimizden boşalan seyyalesiyle ehlileşmeye, mutileşmeye mahkumdur. Hayatımız bakışlarımızdan maddeye işler: madde bizimdir. Tabiatla ebedi bir vuslat içinde yaşayabiliriz. Her bakış dış dünyaya atılan bir kementtir. Mekan canavarı, bütün buutlarıyla ehlileşiverir. Gören, hangi hakla yalnızlıktan şikayet edebilir? Mevsimler bütün işveleriyle emrinde, renkler bütün cilveleriyle hizmetindedir. Yıldızlar onun için doğar, çiçekler onun için abideleşir, güneş, kuşların kanadında, onun için, alaimisemanın bütün nüanslarına geçit resmi yaptırır. Şehrin bütün kadınları onun için giyinip süslenir. Çocukların tebessümü onun içindir.


Cemil Meriç (16.07.1955, Jurnal I)

 

FİLDİŞİ KULENİN PENCERESİ

 

Haritada insansız bölgeler var: çöller, bataklıklar v.s. Ömür haritasında da insansız yani macerasız, manasız, pis günler var. Bir aydır bir tüneldeyim. Bu ıstırap bile değil. Mızmız bir diş ağrısı, daha doğrusu Süleyman Efendi'nin nasırı. Uyuyamıyorum. Berke askerde. Ali Bey Paris'te. Server galiba dargın. İzzet hayatını kurmaya çalışıyor. Yalnızım. Hint satılmıyor. "Bati ve Hint”`in - basılacağı şüpheli. Dönem’in Dante sayısı çıkmadı. Daha doğrusu Dante için yazdığım yazı tasfiye edilerek çıktı. Karıma Caddebostan plajının yarısı kaldı. Yani bir sürü borç, hudutsuz dağdağa. Bu bir miras değil, bir şeamet. Zaten bu plaj benim çarmıhımdır. Sana çok ihtiyacım olduğu bir zamanda susuyorsun. Reva-yı hak mıdır? Fildişi kulenin penceresi pembe kristal. İnsanlar güzel görünür oradan. İnsanları sevmek için onlardan kaçmak gerek. Ben kütüphanedeki insanları seviyorum. Onları sevdiğim için dışardakilere de muhabbet besleyeceğimi vehmediyorum. Ama her temas yaralayıcı. Kılıç yarası değil bu. Tırnak yarası. Kirli ve şiiriyetsiz. Flaubert Paris'ten kaçmak istiyordu. Doğuya yani meçhule, Katolik olana, şekilsiz ve sınırsıza. Baudelaire de öyle. İnsan göçebe bir hayvan. Konduğu yere yestehleyen ve yestehleyecek yeni bir yer arayan şaşkın bir hayvan. Köpeğin, tırtılın, balinanın harikulade yardımcısı insıyak. İnsan böyle bir Koruyucu Melek'ten de mahrum. Zeka yolunu arayan bir çocuk. Karanlıkta el yordamıyla yürüyen, emekleyen, kafasını her adımda bir engele çarpan cesur, fakat idraksiz bir çocuk. Nerelerdesin? Mehdi ne yapar?

 

 Cemil Meriç (12.08.1965, Jurnal I )

 

İnciler

(Jurnal 2 'den derlenen inciler)

Tabular tabular..Her adımda şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. Her kapının arkasında, elinde bıçak, bekleyen bir harem ağası. Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, "efendim bizde filozof yetişmiyor" diye ah-u vahlar.


--------------------------------------------------------------------------------

Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlarım: Karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi! Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?

--------------------------------------------------------------------------------


Sağcı ve solcu gibi sınıflandırmaları hiçbir zaman benimsemedim. Bunlar hakikati kapamaya yarayan uydurmaca mefhumlardır. Bilhassa sosyal sınıflara ayrılmamış bir ülkede sağcı solcu ne demek?


--------------------------------------------------------------------------------

Hakikatte kendilerini konuşturduğum düşünce adamları benim tercümanlarımdır. Tanıdığım binlerce insan arasından onları seçişim, bazen kendimi sahneye çıkarmak istemeyişimden, yani bir şöhretin arkasına gizlenmek ihtiyatkarlığından, bazen de onlarla boy ölçüşebileceğimi ispata kalkmak gibi bir bencillikten kaynaklanabilir.


--------------------------------------------------------------------------------

Karakter ne kadar kuvvetli ise, vefasızlığa o kadar az kabiliyetlidir.


--------------------------------------------------------------------------------

İdeoloji çağımızın anahtar kelimelerinden biri… vuzuhu kilitleyen bir anahtar.


--------------------------------------------------------------------------------

Olmak veya olmamak, hayat ve ölüm. O kadar iç içe, o kadar kucak kucağa ki. Ve insanı deli eden, olabileceğin, olması gerekenin parmaklarımızdan kayıvermesi. Trajedi bu. Kırmızıya oynayayım derken siyaha oynamak. Bir kere kırmızıya oynadınız mi geriye dönemiyorsunuz artık.


--------------------------------------------------------------------------------

Bati; "muhteşem bir baş altında, sefil bir kuyruk"


--------------------------------------------------------------------------------

"Çağdaş avrupalı, ya ümitsizlik, ya iman diyor. Başka yol yok. Zavallı büyücü çırağı, uyanışın biraz geç olmadı mi? "


--------------------------------------------------------------------------------

İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.


--------------------------------------------------------------------------------

Düşünce adamı bir zümrenin emir kulu değildir. Hiçbir merkezden talimat almaz. Bir partiye bağlı olmayabilir. Ama tarihe angajedir. Yani vatandaş olarak vazifeleri vardır: Belli savaşları kabul etmesi, belli tehlikeleri göze alması lazımdır. Bir devrin şuuru olmak zorundadır o. Başlıca vazifesi: Bütün hakikatleri yoklamak, bütün yalanların maskesini yırtmak, kalabalığa doğruyu göstermek.
Bazen yangın kulesindeki nöbetçi olacaktır, bazen engine açılan geminin kılavuzu. Sokakta insanlar boğazlanırken, düşüncenin asaletine sığınarak elini kolunu bağlamak, düşünceye ihanettir.


--------------------------------------------------------------------------------

"Yaşamak veya yaşamamak. Yıllardır bu iki zıt arzunun pençesindeyim. Hayat, acılarımın sisli camı arkasında kâh bir kâbusa, kâh bir heyulaya benziyor. Bazen komedilerin en adisi. Bazan trajedilerin en dayanılmazı. Ve içimdeki cehennemden habersiz bir dünya..

Kitaplardı benim oyuncağım. Onları elimden aldılar. Önce insanlar aldı, sonra kendileri kaçtılar benden. Ve kadınlar ki, ölüm kadar güzeldiler..

Duyguları kapıda bekletiyorum. İçerde yabancılar var. Kapıyı açtığım zaman, kimseyi bulamıyorum dışarda..

Yasamak bir fırtınaya kapılmak, yanmak, ağlamak yani sevilmek. Yaratmaksa mumyalaşmak, fırtınanın yani hayatın dışında kalmak yabancılaşmaktır."

 

(Cemil Meriç, Jurnal 2, s.141-142)

Eserleri


Bu Ülke

jurnal 1,2

Mağaradakiler

Kırk ambar (Cilt 1)

Kırk ambar (Cilt 2)

Umrandan Uygarlığa

Bir Dünyanın Eşiğinde

Sosyoloji Notları ve Konferanslar

Saint Simon- Ilk Sosyolog, Ilk Sosyalist-

Bir Facianın Hikayesi

Dergilerde Yayımlanan Makaleleri

Röportajlar

Sitemize Üye Olun


Üye olmak istiyorum

Üyeliğimden ayrılmak istiyorum

Destek Siteler

Haber7

Antiemperyalizm

Fildişi Kule

Rabia

Berzah

 
  Copyright by Bu Ülkenin Çocukları | GOWEBCounter by INLINE . Ziyaretçimizsiniz | |